| | Create free blog ( Türkçe , Русский , Deutsch , Español )

türk tarihi

Barbaros (Hızır Reis)

 

Barbaros (Hızır Reis) (1473-1546)
Asıl adı Hızır Reis olan Barbaros Hayettin Paşa Türk amirallerinin en büyüğüdür. Eceovalı Yakup adında bir sipahi subayının oğludur. İshak, Oruç ve İlyas adında üç kardeşi vardı. Barbaros kardeşi İlyas'la Rodos şövalyelerinin eline esir düşmüş fakat kapatıldığı Rodos zindanlarından kaçmayı başarmıştır. Sonra büyük abisi Oruç Reis'le korsanlığa başlamıştır. iki kardeş Tunus'a giderek Cerbe adesını kendilerine üs seçmişlerdir. 1516 yılında Cezayir kalesini İspanyollar'ın elinden aldılar. 1519 yılında Oruç Reis Cezayir'e saldıran İspanyollar ve Araplarla vuruşarak ölmüştür. Barbaros kardeşinin ölümünden sonra Cezayir'i Mısır'ı fetheden Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'e vermiş beylerbeyi görevini almıştır. 1520 yılında tahta geçen Kanuni Sultan Süleyman Barbaros Hayrettin Paşa'yı İstanbul'a çağırtarak ona Kaptanı Derya'lık ünvanını verdi. Barbaros Yunan adalarından bir çoğunu Kandiye, Messina ve İtalyan kıyılarını zaptetmiştir. 28 Eylül 1538 yılında Andrea Dorya komutasındaki haçlı donanmasını Preveze'de yenerek Türk denizciliğine en büyük zaferini sağlamıştır. Fransa Kralı I. François''in Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım talebi üzerine Barbaros Nice'ye giderek burasını zaptetmiş ve Cherles Quint'in donanmasını perişan etmiştir. 4 Temmuz 1546 günü İstanbul'da ölen Barbaros Hayettin Paşa (Hızır Reis) Beşiktaş'ta gömülüdür.

denizcilikpj2

Barbaros (Hızır Reis) (1473-1546)

Asıl adı Hızır Reis olan Barbaros Hayettin Paşa Türk amirallerinin en büyüğüdür. Eceovalı Yakup adında bir sipahi subayının oğludur. İshak, Oruç ve İlyas adında üç kardeşi vardı. Barbaros kardeşi İlyas'la Rodos şövalyelerinin eline esir düşmüş fakat kapatıldığı Rodos zindanlarından kaçmayı başarmıştır. Sonra büyük abisi Oruç Reis'le korsanlığa başlamıştır. iki kardeş Tunus'a giderek Cerbe adesını kendilerine üs seçmişlerdir. 1516 yılında Cezayir kalesini İspanyollar'ın elinden aldılar. 1519 yılında Oruç Reis Cezayir'e saldıran İspanyollar ve Araplarla vuruşarak ölmüştür. Barbaros kardeşinin ölümünden sonra Cezayir'i Mısır'ı fetheden Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'e vermiş beylerbeyi görevini almıştır. 1520 yılında tahta geçen Kanuni Sultan Süleyman Barbaros Hayrettin Paşa'yı İstanbul'a çağırtarak ona Kaptanı Derya'lık ünvanını verdi. Barbaros Yunan adalarından bir çoğunu Kandiye, Messina ve İtalyan kıyılarını zaptetmiştir. 28 Eylül 1538 yılında Andrea Dorya komutasındaki haçlı donanmasını Preveze'de yenerek Türk denizciliğine en büyük zaferini sağlamıştır. Fransa Kralı I. François''in Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım talebi üzerine Barbaros Nice'ye giderek burasını zaptetmiş ve Cherles Quint'in donanmasını perişan etmiştir. 4 Temmuz 1546 günü İstanbul'da ölen Barbaros Hayettin Paşa (Hızır Reis) Beşiktaş'ta gömülüdür.

 

Şinasi

Şinasi (1826-1871
Tanınmış bir Türk gazetecisi, yazar ve şairidir. Türkiye'deki öğrenimini tamamladıktan sonra 1839 yılında öğrenimini ilerletmek için Avrupa'ya gönderildi. Şinasi bu maksatla batıya gönderilen ilk Türk sivil öğrencisidir. Yurda döndükten sonra bazı resmi görevlerde bulundu ise de çeşitli anlaşmazlıklar yüzünden basın hayatına atıldı. Önce Agah Efendi ile beraber " Tercüman-ı Ahval" gazetesini çıkardı. Birkaç yıl sonra " Tasvir-i Efkar" ı çıkarmaya başladı. Şinasi bu arada çok geniş ölçüde bir Türk lügatı hazırlıyordu. Namık Kemal'i gazetesine alıp bir süre yetiştirdikten sonra Tasvir-i Efkar'ı ona bırakıp tekrar Fransa'ya giderek bu alandaki çalışmalarına devam etti. 1870 yılında yurda döndüyse de ömrü bu büyük eserini tamamlamaya yetmedi ertesi yıl genç yaşta öldü. Şinasi fikir ve edebiyat alanında Batı'ya yöneliş hareketimizin öncülerindedir. Tiyatro, şiiri dil ve gazetecilik alanında büyük hizmetleri oldu. Bütün bu alanlarda edebiyata yenilikler getirdi. " Şair Evlenmesi" adlı bir perdelik komedisi Türk edebiyatının ilk tiyatro eseridir. Bu değerli fikir adamının en büyük eseri hazırladığı " Kamus" idi. Ancak ölümü üzerine eseri yarım kalmıştır. Başlıca eserleri " Tercüme-i Manzume", " Şair Evlenmesi", " Müntehabat-ı Eş'ar", " Durub-ı Emsal-i Osmaniye"dir.

Avarlar

atl__ok_u
 
 
 
Avarlar Devleti
Çinlilerin Juan-Juan diye adlandırdıkları Avarlar Ota Asya'da bugünkü Moğolistan'da bir devlet kurmuş olan Türk topluluğudur. Hun İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra kurulan Asya Avar İmparatorluğu 4. yüzyılda İtriş ırmağından Kore yarım adasına kadar uzanıyordu 552 yılında o tarihe kadar Avarlar'a bağlı olan Göktürkler Avar Devleti'ne son verince,Göktürklere boyun eğmek istemeyen bazı  Avar boyların büyük bir kısmı batıya doğru göç etti. Kafkasya'da bulunan Sibirleri 558 yılında yıkarak egemenlikleri altına alan Avarlar kısa zamanda Tuna boylarını aşarak Bizans'ı yıllık vergiye bağladılar. Avarlar'ın ünlü başbuğu Bayan Kağan, yönetiminde Avrupa içlerine doğru akınlkar yaparak Eflak ve Boğdan bugünkü Romanya ve Macaristan'ı işgal ederek burada 250 yıl süren bir Avar İmparatorluğu kurdular. Avarların en önemli askeri etkinlikleri, 619 ve 626 yıllarında İstanbul'u kuşatmaları oldu. Yönetimleri altındaki kavimler isyana başladı. Aşağı Tuna boyları Bulgarların eline geçti. Orta Tuna ve Sava bölgesi Slav ırkından gelen Hırvat-Slovenlerin, Bohemya bölgesi Çek ve Slovakların eline geçti. Avar İmparatorluğu'nu 803 yılında Frank İmparatoru Şarlman, ülkenin topraklarını ele geçirerek yıktı.

Peçenekler

img043
 
 
 
Peçenekler Devleti
Ortaçağ'da Karedeniz'in kuzeyindeki geniş ovalarda ve Balkanlar'da yaşamış olan göçebe bir Türk boyu Merkezi bir devlet kuramadıkları, yerleşik hayata geçemedikleri için tarihteki rolleri önemli olmamıştır. Göktürk Devleti'nin yılılışına kadar Isık ve Balkaş gölleri dolaylarında yaşıyorlardı (. ve 8. yüzyıllar arası). Göktürk Devleti'nin yıkılmasından sonra Siriderya ırmağı'nın aşağı kesimlerine, daha sonrada Yayık ve Volga ırmakları dolaylarına 9. yüzyılın sonlarına doğru da Volga Irmağı'nın batısına geçtiler. Volga'nın batısında Don'dan Tuna'ya kadar uzanan geniş bozkırlara 150 yıl kadar hakim oldular. Bu arada Hazarlar ile yaptıları mücadeler Rusların Hazar topraklarına girerek Kiev Prensliği'ni kurmasına yol açtı. Macarlar ise Peçeneklerden kaçıp daha batıya göçtüler. 11. yüzyılın ilk yarısında bir kısım Peçenekler, Tuna Irmağı'nın güneyine geçerek Bisanz arazisine girdiler. Zaman zaman Bizans ordusunda paralı asker olarak çalıştılar. 11. yüzyılın sonlarında İzmir'deki Türk Beyi Çaka Bey ile anlaşarak İstanbul'u ele geçirmeyi bile tasarladılar. Ancak onların bu girişimi Bizans tarafından önlendi. 29 Nisan 1091 yılında Meriç Irmağı'nda Bizans-Kıpçak ordusu Peçenekleri ağır bir yenilgiye uğrattı. Birçoğu öldürülen Peçenekler, bu yenilgiden sonra tarihten silindi.

Mehmet Akif Ersoy

maev_resim74
 
 
 
Mehmet Akif Ersoy
( 1873-1936) büyük bir Türk şairidir. İstanbul'da doğdu.Annesi Emine Serife Hanim, babasi Temiz Tâhir Efendidir. Medrese ileri gelenlerinden Arapca ile Farsca'yı, dini bilimleri öğrendi. Fatih Rüştiyesini, İstanbul İddadesini bitirdi. Halkalı'daki Sivil Yüksek Baytar Mektebi'nde Fransızca öğrendi. 1894'te okulu bitirerek memuriyet hayatına atıldı.Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif'in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 târihine kadar devam eder. Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn'da edebiyat dersleri veriyordu. 1908 Meşrutiyet'ten sonra yazı haytına girdi. " Sırat-ı Müstakim" ve " Sebilu'r- Reşad" dergilerinde başyazarlık yaptı. Müdessir olarak edebiyet okuttu. Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya'ya inceleme gezisine gönderildi. Kurtuluş Savaşı başlayınca Ankara'ya geçti. Ateşli yazılarıyla savaşı destekledi. Yazdığı İstiklal Marşı 1921'de B.M.M. tarafından Milli Marş olarak kabul edildi.  1925 yılında Kahire'ye giderek üniversitede Türk Edebiyatı okuttu. 10 yıl sonra İstanbul'a döndü. 27 Aralık 1936 yılında İstanbulda vefat etti. Şiirlerini 7 kitapta toplamıştır. " Safahat" , " Süleymaniye Kürsüsü'nde" , " Hatıralar" , " Asım" , " Gölgeler" . Sonradan bunları " Safahat" adlı bir tek kitapta toplamıştır. Tamamen kendine has bir tarzda yazan Mehmet Akif Ersoy, vatan, din, cemiyet, terakki, halk eğitimi ve fakir halkın ıstırapları temalarını işlemiştir. Aruza olağanüstü hakimdir. Dindar olmakla beraber çok ileri görüşlüdür.

Lale Devri

img018
 
 
 
Lale Devri
Osmanlı Devleti,Pasorafça Antlaşması’ndan sonra,bir barış dönemine girdi.Avrupa’daki
gelişmelerin daha yakından takip edilmesine çalışıldı.Bu amaçla,Avrupa’nın önemli baş-
kentlerine daimi elçiler gönderildi.Bu elçiler,gittikleri ülkelerde,siyasi gelişmelerin yanı
sıra,kültür hayatıyla da ilgilendiler,siyasi gelişmelerin yanı sıra,kültür hayatıyla da ilgilen- diler.Avrupa’nın yakından tanınması,Osmanlı Devleti’nde yapılan ıslahatlar üzerinde etkili oldu.1718-1730 yıllarını içine alan dönemde,Osmanlı ülkesinde huzurlu bir hayat yaşandı.Eğlence ve sanat hayatı canlandı.Yeni bir hayat tarzı meydana çıktı.Lale Devrinde barışın korunmasına çalışıldı.Bunun için,Avrupa ‘daki olaylardan uzakta kalındı.Lale çiçeğinin moda olduğu için bu döneme “Lale Devri” adı verilmektedir.Osmanlı Devleti'nin bu politikası,Rusların savaş ilanına kadar devam etti.Ruslar,Lehistan işlerine karışmaya,Osmanlılarla savaş halindeki İran’ı desteklemeye başladılar.Üstelik,Prut Antlaşmasıyla verdikleri Azak kalesini kuşatıp geri aldılar. Avusturya’yı da kendi saflarına çektiler.Osmanlı Devleti,iki devletle birden savaşmak zorunda kaldı.Buna rağmen önemli başarılar kazandı. Bunun üzerine Fransa,ara bulucu olarak işe karıştı.Avusturya ve Rusya ile Belgrad antlaşmaları yapıldı.Rusya,Azak kalesini yıkmayı,girdiği yerlerden çıkmayı,Azak denizinde gemi bulundurmamayı kabul etti. Avusturya ise,Pasorafço Antlaşması ile aldığı yerleri Osmanlı Devleti’ne iade etti.Belgrad Antlaşması,Osmanlı Devleti’nin batıda imzaladığı son şerefli antlaşması oldu.Belgrad Antlaşması,XVIII.yüzyılın ortalarında Osmanlı Devleti’nin,iki büyük devletle aynı zamanda ve başarı ile mücadele edebilecek güçte olduğunu gösteriyordu.Antlaşma,Fransa’nın kefaleti altındaydı.Fransa,yaptığı ara buluculuğa karşı Osmanlı Devleti’nden yeni imtiyazlar elde etti. Kapitülasyonların niteliğinde yapılan değişiklik,en önemli imtiyaz oldu.O zamana kadar,Osmanlı hükümdarlarının tanıdıkları İmtiyazlar,saltanatları süresince geçerli oluyor,her padişah tahta çıktığı zaman bu imtiyazları Yeniliyordu.1740’ta verilen kapitülasyon ise sürekli oldu.Daha sonra,Fransa ile birlikte çeşitli Avrupa devletlerine verilen kapitülasyonlar Lozan Antlaşması ile kaldırıldı.18.yüzyıl ortalarında,Prusya,Avrupa’nın güçlü devletleri arasına girmişti.Bu sırada,Avusturya ile savaş Halindeydi.Osmanlı Devleti ile Avusturya’ya karşı ittifak yapmak istedi.İki devlet arasında ilk ilişkiler bu şekilde başladı.Askeri ittifak yapılamamakla beraber,1761’de bir ticaret antlaşması imzalandı.İttifak konusu ise 1787’de başlayan Osmanlı-Rusya ve Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında gerçekleşti.

Alemdar Mustaf Paşa

Alemdar Mustaf Paşa

Türk devlet adamı(Hotin 1765-İstanbul 1808). Yeniçeri ocağında yetişip, Rusçuk ayanı ve Tırnova voyvodası Tirsinikli İsmail Ağa'nın hizmetine girerek, haznedarlığa ve alemdarlığa (bayrakçı) yükselen Alemdar Mustafa Paşa, ayaklanan Vidinli Pazvandoğlu Osman ve Manav Osmanla'la savaşıp, başarılı olarak, kapıcıbaşılığa yükseltildi (1803). Önce Hezargrad, sonra Rusçuk ayanı olup (1806), Deliorman ayanı yıllıkoğlu Süleyman'ın ayaklanmasını bastırarak, padişahın gözüne girdi. Rusya'ya savaş açılınca vezirliğe yükseltilip, Tuna seraskerliğine atandı (4 Şabat 1807). İstanbul'da Kabakçı Mustafa ayaklanmasının patlak verip, Nizamıcedit'in kaldırılması, III. Selim'in tahttan indirilmesi ve Mustafa IV'ün tahta çıkarılması üstüne, yandaşlarıyla işbirliği yapıp İstanbul'a yürüdü (1808). Gönderdiği öncü kuvvetlerin Boğaz nazırlığına getirilen Kabakçı Mustafa'yı öldürmelerinden sonra III. Selim'i tahttan indirilmesine adı karışanların görevden uzaklaştırılmalarını, sürgün edilmelerini sağladı ve Babıali'yi basıp (28 Temmuz 1808), Sadrazam Çelebi Mustafa Paşa'yı görevden uzaklaştırdı. III. Selim'i tahta çıkarmak için saraya gittiyse de III. Selim'in Mustaf ıv'ün buyruğuyla öldürtülmüş olduğunu görünce II. Mahmut'u tahta çıkarıp, sadrazamlığa atandı. Rumeli ve Anadolu'daki nüfuzlu kişileri çağırtarak "Senedi İttfak" adı verilen belgeyi imzalatıp (1808), devlet otoritesini sağlamaya çabaladı. Sekbanıcedit'i kurup, Rusçuk ayanından Abdullah Ramiz Efendi'yi Kaptanıderyalığa getirerek tersaneyi düzene koydu. Çıkarı bozulanların kendisine karşı birleşmeleri üstüne, yakınlarının bir süre Edirne'de oturmasını ve yeni kuvvetlerle İstanbul'a dönmesi öğütlerini dinlemedi. Yeniçeriler konağını kuşatınca, Paşa'nın pencerelerden ateş ederek direnmesiyle başlayan çatışmai saatler sürünce, yeniçeriler konağı ateşe verdiler. Bunun üstüne saraydan, Donanma komutanı Ramiz Paşa'dan ve Sekbanıcedit komutanı Kadı Abdurrhman Paşa'dan beklediği yerdım gelmeyen Alemdar Mustafa Paşa, cephaneliği ateşe vererek başkadını, başağası ve konağın çatısına çıkmış 500 kadar yeniçeriyle birlikte havaya uçtu. Ölümünden sonra yeniçeriler Sekbanıcedit ocağını kaldırıp Selimiye ve Levent kışlalarını ateşe verdiler. Ama II. Mahmut erken davranıp Mustafa IV'ü öldürtüğünden, padişahı değiştiremediler.

Mohaç Meydan Muharebesi

atl__ok_u
  
 
 Mohaç Meydan Muharebesi Kanuni Sultan Süleyman Hanın 29 Ağastos 1526 tarihinde Mohaç Ovasında Haçlılara karşı kazandığı zafer.1526 baharında bütün hazırlıklarını tamamlayan Kanuni Sultan Süleyman Han,23 Nisan yüz bin kişilik ordu ve üç yüz top ile İstanbul’danb hareket etti.Bu sırada Osmanlıların üzerlerine yürüyeceğini haber alan Macar Kralı bir taraftan savaş hazırlıklarına başlamış öte yandan Avrupa’nın bütün devletlerine başvurarak yardım istemişti.Mohaç Ovasına gelindiğinde derhal harp nizamına girildi.Düşman kuvvetlerinden,yetmiş bin zırhlı süvarinin birbirlerine zincirle bağlı ve talimli atlarına karşılık,Akıncı Beylerin tavsiyesiyle Osmanlılar yeni bir harp nizamı aldı.Mohaç Meydan muharebesi,29 Ağustos 1526,Çarşamba günü ilkindi vakti Macar hücumu ile ile başladı.Vezir-i azam İbrahim Paşa kumandasındaki Rumeli askeri üzerine gelen hücumda,yeni harp planı gereğince,Osmanlı kuvvetleri geri çekilip,düşmanı içerye aldılar.Kral İkinci Layoş kumandasındaki kuvvetler de Anadolu kuvvetleri üzerine yüklendi. Anadolu kuvvetleri mukavemet edmemiş gibi hareket ederek, sahte ric'atle geri çekildi. Kral ikinçi Layoş, muvaffakiyet hisiyle Osmanlı ordusunun merkezine hücum etti. Bu arada Padişahı esir etmeye veya öldürmeye yemin eden Markzali ismindeki şövalyenin kumandasındaki kırk kişilik fedai müfreze tarafından Padişahın üzerine ok yağdırıldığı, hatta, zırhına birkaç isabet olduğu halde Sultan Süleyman yerinden kımıldamıyordu. Markzali ve iki arkadaşı Padişahın yanına kadar gelmeye muvaffak oldu ise de kılıcını çeken Kanuni, bu namlı üç Macar şövalyesini öldürdü. nihayet Macarların Kral kumandasındaki kuvvetleri de içeriye alınıp topların önüne çekildikten ve gerileri de akıncı ve deli kuvvetleri tarafından çevrildikten sonra, üç yüz top birden ateşe başladı. Top ateşiyle düşman ordusu karmakarışık hale geldi. Panikbaşladı. Macar Kralı İkinçi Layoş öldü. Gerilerden Bali Bey tarafından sıkıştırılan düşman ordusu da darmadağınık oldu. Kalanlar bataklığa düşüp boğuldular. İki saat süren muharebede: yüz elli bin kişilik Macar, Alman, Çek, İspanyol, İtalyan, Leh kuvvetleri imha edildi. Mohaç Zaferiyle, Macar Krallığı yıkıldı. Macaristan'ın içineakınlar tertiplendi. Macaristan'ın başşehri Budin dahil, Segedin ve diğer bazı şehirler
fethedildi. 

Osmanlı Duraklama ve Gerileme Devri

img023
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Osmanlı Duraklama ve Gerileme Devri
Osmanlı İmparatorluğu en kudretli çağına yükseldikten sonra daha yüzyıla yakın bir süre içinde bu haşmetli devrine devam ettirdi. Bu devir 1683 yılına kadar sürdü. Ondan sonra artık imparatorluğun duraklama devri başladı. ilk sıralarda imparatorluğun dış görünüşünde bir bozulma göze çarpmıyor, ancak devletin iç bünyesi krizler geçiriyordu. II. Viyana kuşatmasından sonra artık Osmanlı İmparatorluğu " Yenilmez" vasfını kaybetmişti. 1699'daki Karlofça antlaşmasıyla Macaristan ve Transilvanya'yı elden çıkarmış oluyordu. Bunlara rağmen imparatorluk büyüklüğünden yine de önemli bir şey kaybetmiş değildi, dünyanın en kudretli devletiydi. Bu durum 1768'deki Türk ve Rus savaşına kadar devam etti. Osmanlı imparatorluğu daha önce Rusya ile yaptığı 4 büyük savaşı kesin şekilde kazanmıştı. Bu savaşta ilk defa Rusya'ya yenildi. Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Kırım bağımsızlığını kazandı. Bu arada devlet idaresinde yenilik hareketleri de düşünülmeye başlanıyordu. I. Abdülhamit, III. Selim ve II. Mahmut zamanında önemli yenilik hareketlerine girişildi. Ancak I. Abdülhamit'in padişahlığı devamlı savaşlarla geçtiğinden göze çarpan bir gelişme olmadı. III. Selim ileriyi gören yenilik taraftarı bir Osmanlı padişahıydı. Devam eden savaşların bitmesinden sonra genç padişah yenilik hareketlerini ele aldı. Orduda başarısızlığın başlıca sebebinin Yeniçeri Ocağı olduğunu anlamıştı. yenilik hareketlerine girişti. Nizam-ı Cedit'in getirtiği asıl yenilik ordudaydı. III. Selim geliştirdiği yenilik hareketlerine uygun olarak orduda Nizam-ı Cedit teşkilatını kurmuştu. Yeniçeriler Nizam-ı Cedit'i kendileri için büyük bir tehlike olarak görüyorlardı. Sonunda bir isyan patlak verdi. Kabakçı Mustafa isyanı adı verilen bu isyan sonunda III. Selim tahttan indirildi. ve öldürüldü. III. Selim'den sonra IV Mustafa'yı tahta çıkardılarsa da Alemdar Mustafa Paşa duruma el koyarak II. Mahmut'un tahta çıkmasını sağladı. II. Mahmut III. Selimi'i öldüren asileri temizledikten sonra Nizam-ı Cedit teşkilatını telrar kurdu. Uzun uğraşmalar sonunda Yeniçeri Ocağını kaldırdı. II. Mahmut 30 yıl tahtta kalan bu ileri görüşlü padişahın bütün gayretlerine rağmen imparatorluk yinede Avrupa devletlerinin seviyesine erişemedi. Sultan II. Mahmut'tan sonra yerine gelen oğlu Sultan Abdülmecit zamanında " Tanzimat Fermanı" okundu. Devlet moderen dünyaya daha fazla yaklaştıran idare ve hukuk alanında değil edebiyat ve güzel sanatlarda yeni bir çığır açılmasını sağladı. fakat Avrupa devletleri seviyesine yükselmek artık mümkün olmuyordu. Uçsuz bucaksız ayeletlere hakim olmak için gerekli teknik imkanlar yine de mevcut değildi Memleket ekonomisi çıkmaza girmişti, İmparatorluk çökmek üzereydi.

Osmanlının Yükselme Devri

Ossav1
 
 
 
 
Osmanlının Yükselme Devri
I. Mehmet'ten sonra tahta çıkan II. Murat zamanında Anadolu'daki beylikler yeniden Osmanlı idaresi altında birleştirildi. Balkanlar'da fetih hareketlerinde bulunuldu. II. Murat zamanında Timur'un Anadolu'yu istilasından önceki kudretli Osmanlı Devleti yeniden kuruldu. II. Murat'ın oğlu Fatih Sultan mehmet zamanında Osmanlı Devleti kesin olarak dünyanın en büyük en kuvvetli devleti haline geldi. Fatih Sultan Mehmet 1453'te İstanbul'u fethedip Bizans İmparatorluğuna son verince Osmanlı İmparatorluğu kesinlikle dünya siyasetine halim oldu. Fatih Sultan Mehmet, hem Anadolu'da hem Avrupa'da büyük fetih hareketlerinde bulundu. Fatih Sultan Mehmet'le beraber büyük fetihler çağı açılmıştı. II. Bayezid zamanında oldukca dugun geçen fetih hareketleri, onun oğlu Yavuz Sultan Selim zamanında birden hız kazandı. Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı, Mercidabık Savaşı, Ridaniye Savaşı ve Mısır'ı, Arabistan'ı alarak Halife unvanını kazandı. Buraları Türk topraklarına kattı. Yavuz Sultan Selim'in vefatından sonra tahta çıkan Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı İmparatorluğu altın çağını yaşadı. Kanuni Sultan Süleyman Osmanlıyı gerek karada, gerek denizde dünyanın en kudretli Devleti haline getirdi. Osmanlı tarihinin en kudretli hükümdarlarından biri oldu. Kanuni Sultan Süleyman ülkeyi büyük bir refaha kavuşturdu. Türk gücünü bütün dünyaya tanıttı. Avrupalılar bu büyük hükümdardan " Muhteşem" anlamına gelen " Magnifigeu", Magnificent" diye bahsederler. Osmanlıda ise yaptırdığı kanunlardan dolayı " Kanuni" diye anılır.Kanuni Sultan Süleyman  zamanında karada ve denizde büyük zaferler kazanıldı. Hükümdarlığı süresince bizzat başında bulunduğu 13 sefer-i himayun (Sefer) yapıldı. Birinci seferi Belgrad, sonuncu seferi Zigetvar'dır. Genç padişah ilk Belgrad!ı fethetmişti, arkasından Rodos adasını fethetti. Fransa Kralı I. François Şarlken tarafından esir edilerek yardım istemesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman Almanya'ya iki cepheden birden taaruza geçmiş hücum ederken Alman imparatorunun yakın akrabası olan II. Lajoş üzerine yürümüştü. Mohaç'ta Macar ordusuyla karşılaşan genç padişah Macar ordusunu yok ederek Macaristan'ı Osmanlıya kattı. Kanuni Sultan Süleyman'ın önemli seferleri " Bec (Viyana), Almanya, İrakayn, Korfu, Boğdan, Budin, Estergon. İran ve Nahcivan seferidir. Kanunu Sultan Süleyman 1566' vefat etti. Oğlu II. Selim zamanında yinr fetih hareketleri devam etti. Nihayet III. Murat zamanında Osmanlı İmparotorluğu en geniş haline ulaştı. Avrupa, Asya, Afrika'ya yayılan bu dev  İmparatorluk Kırım alınmış, Moskova yakınlarına kadar Rusya fethedilmişti. Yunanistan ele geçirilmiş, Ege, Karadeniz ve Akdeniz'in çok önemli kısmı Türk gölü haline gelmişti.
Toplist , Topsites , Siteler , islami siteler , Topislamic , islamic , islamic sites , islami topliste , Topsite , Topsites , islam , islami Ödev Forum Toplist- Forum Siteleri  Rehberi-Toplist,Dizin lida yeni oyunlar Alexa Top List,PageRank,Site Ekle